"BANA BÖYLESİ GARİP DUYGULAR / BİLMEM NEYE GELİR NEREYE GİDER ?..."
Perşembe, Ekim 15, 2009
-
DÜŞÜNDÜREN GERÇEKLER...

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir. * Çin atasözü * Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen bir aptaldır; Ondan sakının! Bilmeyen ve bilmediğini bilen bir öğrencidir; Ona öğretin! Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır; Onu uyandırın! Bilen ve bildiğini bilen akıllıdır; Onu izleyin! |
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Nisan 4, 2007
-
<font color=lightsalmon>Vakit Akşama Kilitlendi</font&g

VAKİT AKŞAMA KİLİTLENDİ
Vakit akşama kilitlendi
Kuşlar da farkında mıdırlar bilmiyorum
Bir gün daha geçip gitti ömrümüzden
Bir elma daha düştü daldan
Vakit akşama kilitlendi
Atlar da farkında mıdırlar bilmiyorum
Esintinin yönü değişti durup-dururken
Gökkuşağı bilezikler takmışlar
Ayakları görünmüyor halhaldan
Vakit akşama kilitlendi
Ya balıklar, onlar farkında mıdır
Dayanılmaz boyutlarda çağrısı ötelerin
Belki kaza, belki kader
Denize bir insan düşüyor sandaldan
Vakit akşama kilitlendi
Ya gardiyanlar, onlar da farkında mıdır
Bir gün daha eksilirken mahpusun cezası
Tâdatta
Bir ceset çıkıyor çuvaldan
Vakit akşama kilitlendi
Hamaklarda sallanıyor Don Kişot şairler
Tanıklık yapmaya reşit değiller
Bir daha, bir daha derken
Son elma da düştü-düşecek daldan
Vakit akşama kilitlendi
"En büyük takım, bizim takım"dır
"En büyük asker, bizim asker"
Hep hava basıp durur körükler
Kırmızı şeritli bir aferin gelecek diye
Örümcek kraldan…
Bahaeddin KARAKOÇ
|
Yorum (
33
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Mart 31, 2007
-
<font color=white>Kandiliniz Kutlu Olsun!...</font>

BEYAZ DİLEKÇE’DEN …
Rahman Ve Rahim Olan Adına Sığınarak,
Açtım İki Elimi, Kor Gibi İki Yaprak.
Bir Edep Ölçeğinde Umutlu Ve Utangaç, İşte Dünya Önünde, Benim Ruhum Sana Aç.
Bu Seyriyen Ellerle, Senden Seni İsterim, Senden Seni İsterken, Canımdan Çıkar Tenim.
Sana Âşık Ruhumdur, Merceği Yakan Işık Gözlerim, Cemalini Görmeden De Kamaşık
Bir Mirasyediyim Ben, İflasın Eşiğinde, Hep Sabırla Çürüyor, İhlas Bileşiğinde.
Kimin Kimlik Ararken, Hem Güler Hem Ağlarım Yükseklerden Dökülen, Sular Gibi Çağlarım.
Çok Tuzlu Bir Denizim, Her Anım Med ve cezir, Sana Âşık Olalı, Yüreğim Kutla Esrir.
Döşeğim Kara Toprak, Yorganım Kara Bulut, Ben Seninle Doluyken, Vurgun Yapamaz Umut.
Her İnsan Günah İşler, Sen’den Saklanır Mı Sır? Tövbe Dilekçesiyle Sırttan Kalkar Bu Nasır.
Kainatı Yarattın, Donattın, Rızk Verdin, Kimine Sonsuz Körlük, Kimine Işık Verdin.
”Yanlış Adım Atmayın!”, Diye İndi Her Kitap, Sana Açılan Eli, Geri Çevirmezsin Rab.
Ulu Birsin, Sineden Peygamberler Gönderdin, Gök Yüzüne Yıldızlar, Yere Çiçekler Serdin.
Senden Önce Bir Sen Yok, Kâinatta İlk Sen’sin! Bu Kâinat Bir Meta, Hepsine Malik Sen’sin!
Rabb’im Seni Tanıyan, Bilir Doluyu – Boşu. Kapına Geldi İşte, Yorgun Bir Aşk Sarhoşu.
Garibim, muzdaribim Ama Umutsuz Değil, Seninle Dost Olanlar, Cihanda Mutsuz Değil,
Kulunun Kurbanıyım, Rabb’im Senin Mülkünde, Garip Kulun, lütfeyle Gülümse Dilekçeme. Senin İçin Verince, Verenin Feyzi Artar, Gönülden Bir Sadaka, Dağca Bir Ömrü Tartar.
Kainatta Ne Varsa, Hepsinin Zikrinde Sen! Hamd Ve Şükür Sanadır, Her Şey Sen’inle Esen!
Sen Ki Sana Geleni, Çevirmezsin Eli Boş, Âşık Boşa Dememiş: Lütfûn da Kahrın da Hoş!
Bir Beyaz Dilekçedir, Sana Her Yalvarışım, İmanımla Amelim, Hem Perdem, Hem Nakışım.
Çalı Bile, Kendine Sığınan Kuşu İtmez, Sen Gafursun, Azizsin, Senin Keremin Bitmez!
Geldim İşte Kapına, Kul Senden Irak Olmaz Sana Adanmamışsa, Yürekte Yürek Olmaz!
Her Müslüman Bir Kartal, Vurulur Da Pesetmez, Oruçtan Tad Alanlar, Kemik Peşinde Gitmez.
Bezm-İ Elest'te Sana, Secde Eden Ruh İçin; Verdiğin Söze Sadık, Doğru Giden Ruh İçin:
Hiç Kimseyi Vatansız, Milletini Devletsiz, Gönülleri Sevdasız, Şehirleri Mabetsiz;
Bayrakları Rüzgârsız, Ocakları Ateşsiz Bırakma Ulu Rabbim, Asi Kul Değiliz Biz.
Benden Önce Esirge, Muhammet Ümmetini, Esen Gitsin Her Kervan, En Sona Ula Beni!
Kâinat Bir Mozaik, Her Şeye Sahip Allah! Ey Gizli Ve Aşikâr, Her Derde Tabip Allah!...
Bahaeddin KARAKOÇ
|
Yorum (
10
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cuma, Mart 16, 2007
-
<font color=salmon>AĞIT VE RAKS</font>
AĞIT VE RAKS
ben oyumu felakete veriyorum şeyda sana dönük yanımda çengiler mat oluyor saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor ve şeyda ben oyumu felakete veriyorum
yolum uzadıkça kabaran direncimi her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum kolay gele demek de nerden çıktı şeydam gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum
senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için şeyda dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum
geç bi yol, nazlı güler yüzlü şiirler yazamam ben esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum
artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım esenlik bildirilerini harcıâlem mutlulukları denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım fakat şeydam bir avuç külü yakamadığım için ben oyumu felakete veriyorum.
Mustafa İSLÂMOĞLU
|
Yorum (
21
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Mart 13, 2007
-
<font color=plum>ÇOCUĞUN DİLİNDEN</Garamond>
Salı, Mart 13, 2007
-
<font color=cadetblue>DİLEK</font>
Cuma, Mart 2, 2007
-
<font color=goldenrod>SENSİZLİĞE ON VARDI</font>

SENSİZLİĞE ON VARDI
Zamanın gözleri yaslıydı, galiba sensizliğe on vardı Belki de yanlış hatırlıyorum, sensizliği yirmi geçiyor da olabilir Neticede sen yoktun, yine küskün, yine hayata dargındın. Her zamanki yerimden seyrettim bahçeyi, ağaçları, gökleri Sana selâm yolladım kuşlarla, bilmiyorum acaba ulaştı mı? Kuşlar ulaştıramazsa bile, yağmur muhakkak ulaştırır dedim. Ezgiler mırıldandım, solan çiçeklerin çürümüş gövdelerini seyrettim Bir demet hüzün ısmarladım kendime, sustum, düşündüm. Zaman, her zamanki gibi gözyaşlarını akıttı yüreğime Gökler gürlemedi, bulutlar kararmadı, sade çiseler yağdı üzerime. Bir şeyler kayboluyordu, ellerimle tutamadığım bir şeyler kayıyordu Sana dair olan her şeyin beline ölüm sarılıyor, sen ölüm oluyordun. Zaman sensizliğe gebeydi ve kâinat zorlu bir kalıbın habercisiydi Dinliyordum, kalp ile beynin arasındaki uzun mesafeye oturmuş Sessizliğin anlattığı seni, elleri avuçlarındaki ölümü dinliyordum Sır tutmak zor, sır tutmak ağırdı... Bakamıyordum, geri dönüp gözlerinin içindeki ölüme bakamıyordum Biliyorum artık çiselemiyordu, yağmurlar yerini sağanağa bırakmıştı Şimdi çok iyi hatırlıyorum, zaman sensizliğe on vardı Kalbimin saati çoktan durmuş, bende de vakit sonbahardı...
Derya AKEL
|
Yorum (
13
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Şubat 20, 2007
-
<font color=RED>RUHLARIMIZI KİRLETTİK!...</font>

RUHLARI KİRLETTİK !...
Bugünlerde evlerimiz daha BÜYÜK Ama ailelerimiz daha KÜÇÜK… Konforumuz ARTTI Ama, zamanımız DARALDI… Uzmanlıklar ARTTI Ama sorunlar ÇOĞALDI… İlaçlar ÇOĞALDI Ama hastalıklar ARTTI… Harcadığımız para ARTTI Ama gülümsemelerimiz AZALDI… Tanıdıklarımız ARTTI Ama dostlarımız AZALDI… Çabalarımız ARTTI Ama mutluluklarımız AZALDI… Az kitap okuyor ama, Çok televizyon seyrediyoruz.. Daha çok plan yapıyor, Daha az sonuç alıyoruz.. Tribünleri doldurduk ama, Gönülleri boşalttık… Para kazanmayı öğrendik ama, Yuva kurmayı beceremedik… Atomu parçaladık ama, Önyargılarımızı yıkamadık… Acele etmeyi öğrendik, Ama sabırlı olmayı öğrenemedik… Hayata yıllar ekledik, Ama yıllara hayat katamadık… Havayı temizledik ama, RUHLARIMIZI KİRLETTİK !…
* BERKSON *
|
Yorum (
16
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Şubat 15, 2007
-
<font color=papayawhip>N A S I L S I N ?...</font>

NASILSIN?
Derdi derdim Acısı acım olan Sevincin senin olsun Bugün nasılsın ?...
Yine geldi kasavetin koyusu Burkulup duruyor gönül kuyusu Acının rengi yok Sudur; duru su! Sevincim senin olsun Bugün nasılsın ?...
Acısını ta canımda duyduğum Neşesiyle gıdalanıp doyduğum Kederini can evine koyduğum Sevincin senin olsun Bugün nasılsın ?...
Sultan YÜRÜK |
Yorum (
11
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Şubat 13, 2007
-
<font color=goldenrod>"14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ"YMÜŞ (!) &

GÜNE KARŞI
“Gün ilan etmek sevgilere
Beni rahatsız ediyor gülüm.
Kutlamam, kutlayamam
Günlere bölünemez ömrüm.
Bir bütün ise yaşamak
O zaman, aynı olmalı her günüm.
Sevgiyi zaman üstü taşımalıyım,
Dünyada yürek yüreğe yaşamalıyım...”
Mühürlenen kalbe, güneş doğar mı ?
Sevgi yağmur olup, gökten yağar mı ?
Hiç anne sevgisi güne sığar mı ?
Ne vardı sevgiye bir gün seçecek
Sevgililer günü gelip geçecek !...
Sonsuz olmalıdır, sevgi daima
Günlük gösteriler, bir damla ima ,
Yıl boyu kızgın, öfkeli sima ,
Aşk denen şurubu, nasıl içecek ?
Ne vardı sevgiye bir gün seçecek ?...
Kopmaz bağlar ile bizi bağlayan ,
Yüzyıllar olalı sevgiye zaman.
Gelecekse gelsin tez elden o an ,
Dünya yalan, insan fanî, göçecek
Aşk denen şurubu nasıl içecek ?
Göstermelik sevgi, güne ad olmuş ,
Hediyelik aşklar, vitrine dolmuş ,
Bir mayıs gününde, çiçekler solmuş.
Körpe fidanları ömür biçecek ,
Dünya yalan, insan fanî göçecek !...
Ne vardı sevgiye bir gün seçecek ?...
M. ÂKİF BALTUTAN
|
Yorum (
11
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|